28 Nisan 2012 Cumartesi

Çok Geç Olmadan...


Çoktandır iki kelime yazamadım sevgili izleyen...




Farklı şeyler konuştum,dinledim,kaybettim...
Önce gizlilik bazen iyi midir bunu sorguladım mesela...
Bir şeyin gittiğini bilmemek,hep varmış gibi inandırılmak,
neymiş,anladım.
Bir kere daha olmuştu aslında...14 sene sonra,BERDUŞ'um gitmişti aniden...
evdeki konsolun üzerine çıkıp televizyon izlerdi saatlerce,
acıkınca dönerdi kafesine.
Eşi kaçtığında,balkon demirlerinde sesinin desibelini aşmıştı cıvıldaması,
haber  verebilmek için...
Gitmemeyi seçmişti.
Bizler benciliz,sevgili izleyen...
sabahın 6 sında evden cıkıp gece 10 da evde olabildiğim bi iş temposunda
boş kafesi fark etmemiştim bile ...
günlerdir boştu...

-SONRA-


O ilk geldiğinde minicikti...
kucağımdan  inmezdi,başını getirip dizlerime koyar,onu sevdiğim an kapatırdı gözlerini...
ilginç bir güvenle,sevgiyle...
Barınaktan almıştık onu,eski sahibi tarafından dövülmüş,sevilmemiş,hevesi geçince de sokağa atılmış,güzeller güzeli bir kızdı MAYA...
Bahçede görür görmez koşarak gelip atlardı üzerime,maçayı kıskandığından...
Aradan aylar geçti,Maya anne oldu,tam 6 bebek verdi bize...
her biri muhteşem bir mucizeydi...
Sonra,...
Enfeksiyon,ateş...
bir gün baktım,kulübesi bomboş...
yağmur çamur diye gidip görememiştim...
pişmanım...

-SONRA-


Otlu börek...Egeli olmanın muhteşem damak zevki...
avludaki ocakta odun ateşinde,kınalı elleriyle yapardı,adına türküler yakılan fidan boylu hatça...
balkonunda oturup,akşama kadar yol gözleyen kadın...
yoldan her geçene taze çayından ikram eden,
Mehmet efenin,"Ak topuklu" hatçası...
Kırmızı saçlarını boncuk oyalı yazmalarla süsler,
pembe gecelik isterdi hep...
Bir de kırışık kremi...
Salatalıklı olandan...
O yaşında kalkıp torununa yemek yapan,benim canım pamuk ninem...
Her sene,en çok sen ağlardın arkamızdan...
ya göremezsem diye...
En son saçlarında pembe yazma vardı
saçların kırmızı...
gözlerin ela...
Sonra...
Ani kriz...
dakikalar içinde...
yaz gelmedi diye gelip görememiştim...
Pişmanım...


-SONRA-

İnsan elindekinin değerini kaybedince anlıyor gerçekten de sevgili izleyen....
Üzerinden zaman geçtikçe,
Özlemeye başlayınca...
ya da 
Hiç gelmeyeceğini idrak edince,
kaybedince...

Elinde ki sevgilere sıkı sıkı sarıl sevgili izleyen,
köpeğinin başını okşa,
bırak batsın üstün başın...
"köpekler gibi"
sevmek tabiri boşuna mı?

Sevgiyle sarıl büyüğüne,
bırak anlatsın sana diz ağrılarını,
aman üşütme diye tembih etsin,
bir lokma bile yiyemeyecek olsan da ,
elleriyle hazırladığını geri çevirme sakın...
Bol bol konuş,
Anlatmasına izin ver
gençliğini...
Daha çok sarıl,
Şansın varsa,
nefes alabiliyorsa halen...

Aşıksan git peşinden sevgili izleyen...
Gurur filan hak getire...
boşver...
Zaman çok değerli...
her an çok değerli...
Elinden geleni yapmanın,dayanılmaz vicdan rahatlığını hisset...
Aşıksan susma sakın...
söyle...
Özlediysen ara...


ne biliyim işte yap bişeyler
geç kalmadan daha fazla...








P.S:Davul sesi sadece uzaktan hoş gelmez,dağın başında çalan sen olursan...